::
::
 GÖREV VE YETKİLER
::
::
 İLKE KARARLARI
::
 GENELGE VE İLKE KARARLARI
::
 YAYINLAR
::
::
 BİLGİ BANKASI
::
::
 PROJELER TASNİFİ
::
 SİTE HARİTASI
::

 
 
 
 
 
 
 

 


  :: BASINDAN HABERLER

 

İkizdere.net Tarih: 10.06.2008

http://www.ikizdere.net/Kose_Yazilari-file-yazi_oku-sid-427.htm

Ankara'daki Sempozyumlardan İzlenimler

Yazar Adı: Bahattin KARAGÖZ

Ankara, Cumhuriyetimizin başkentidir.

Baskın hüviyetiyle yönetim ve karar verme merkezidir.

Yakın zamanlarda OSTİM gibi örnek organize sanayi kuruluşlarını toplayan bir özellikle daha süslenmesine rağmen hala bir memurlar şehridir.

Başkentimiz kongreler, buluşmalar, tanıtım etkinlikleri, yeni yeni ilgi çeken yerleri ile hatırlanmaya başlanmıştır.

Başkent Ankara, gerçekten bir başka yönüyle de sempozyumlar şehridir. Hemen her bir hafta içinde düzinelerce çok, bazen aynı gün aynı yerde bile birden çok sempozyuma şahit olmak hiç de olağandışı sayılamayacak bir durumdur.

Konuşulmuş şeyler yeniden yeni kişilerle tekrar tekrar konuşulmakta, salonlar konuşanlar kadar konuları bilen dinleyicilerle dolup boşalmaktadır.

Özlü ifadesiyle 'garp cephesinde değişen yeni bir şey yok'.

Teori çok, pratik yok. Nazariyattan uygulamaya zaman yok…

Sempozyumlar üst düzey bürokrat ve siyasi kişilerin katılımı halinde daha bir kalabalık olmakta, büyük şehrin dağdağası içinde birbirlerini göremez durumda olan farklı kurumlardaki eski dostlar çay ve kahve aralarında rastlaşabilmektedirler.

***

Bir hafta KAV (Kamu Araştırmaları Vakfı) 'ın düzenlediği Kamu Personel Sistemi Sempozyumuna arkadaşlarımdan bazıları ile karşılaşmak amacıyla gittim. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in hoş bir açılış konuşmasını dinledim. KAV Başkanı Doç. Dr. Ulvi Saran reform ihtiyacının sebepleri üzerine bir değerlendirme yaptı. Gerçekten konusunda yetkin bilim adamları (Prof.Dr. Burhan Aykaç, Yrd.Doç. Hüseyin Yayman, Prof. Dr. Mustafa Kemal Öktem, Prof. Dr. Eyüp Günay) bilinenleri özgün uslupla yeniden dikkatlerimize sundular.

Beni de kadrosuyla en son kademeye gelmiş (1/4) bir mühendis-memur olarak ilgilendirdiğinden ve üzerinde durma vesileleri her daim mevcut olduğundan, (kamu personel sistemi) konusundaki görüş ve önerilerimi bir başka yazının konusuna bırakmak istiyorum.

Aslında kamu ayaklı görünen oysa bütün toplumu kanser gibi saran bir başka illeti konu alan Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun AB Konseyi ile birlikte düzenlediği 'Türkiye'de Yolsuzluğun Önlenmesi İçin Etik Projesi'' Sempozyumu dolayısıyla dikkatlerinizi çekmek temennisindeyiz.

***

(Etik İlkelere İlişkin Uluslararası Standartlar Konferansı)'nın açılış konuşmasını Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı yaptı. Sorumluluk alanında yer alan Kurul'un düzenlediği toplantıda Yazıcı, Türkiye'nin yolsuzluk karnesinin çok kötü olduğunu, ülkeler arasında 67. sırada yer aldığımızı, son birkaç yılda notumuzun 3,7 'den 4,1 rakamına ancak çıkabildiğini, seçim bildirgelerine giren etik konusunun daha çok ilerlemelere konu olması gerektiğini vurguladı. ''Daha iyi bir gelecek için; dürüstlük, saydamlık, tarafsızlık, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetmek gibi amaçları öngören bir etik yönetime acil ihtiyacımız vardır. Bu yöndeki çabalarımız sürecek ve tamamlanacaktır.'' Dedi.

KGET Başkanı Prof.Dr. Bilal Eryılmaz da konuşmasında, yolsuzlukla mücadele için etik kurulların oluşması gerektiğini, neyin etik olup olmadığını belirleyen objektif ölçülerin ortaya konulmasının lüzumunu ifade ederek bazı noktalara vurgu yaptı:' Etik, küreselleşen dünyamızda artık sadece bir ülkenin kendi iç meselesi olmaktan çıkmıştır. Yolsuzlukla mücadele için gerekli olan etik ilkelerin hayata geçirilmesi konjonktürel olarak ele alınamaz. Yolsuzluk sinsi bir olgu olduğundan, onunla mücadele de sürekli ve etkin olmalıdır. Özellikle kamu yöneticileri- gerek seçilen, gerekse atanan olarak- mutlaka topluma örnek olacak davranışlar sergilemelidirler.'

KGET Başkanı Prof. Dr. Bilal Eryılmaz, ( 2004'den beri Kurul'unun yasası gereği faaliyette olduğunu, ancak idari ve mali kapasitesinin arttırılması gerektiğini,10000(onbin) adet afiş basarak taşraya dağıttıklarını, denetim etiği alanında bir çalışma başlattıklarını, kanun kapsama alanının genişletilmesi gerektiğini ve her yıl '25-31 Mayıs Tarihlerinde Etik Haftası' düzenlemeye karar verdiklerini ve 30 Kasım 2007'de başlayıp 30 Kasım 2009 tarihine kadar devam edecek olan AB Etik Projesini yürütmekte olduklarını) sözlerine ekledi.

***

Türkiye'yi Rizeliler yönetiyor…

Öyle diyorlar.

Ben de bir Rizeli olarak bir bakıma Sağlık Bakanlığı'nın fahri görevlisi, bir başka yönden ise Ankara'daki Rize Dernekleri Federasyonu'nun bir Yönetim Kurulu temsilcisi olarak STK duyarlılığıyla toplantıyı mercek altına aldım.

Yüz elli kişilik seçkin toplulukta tanıdık yüz ve etik duyarlılığı olan Rizeliler aradım. Kendimin dışında, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Yaşar Kaptan Başaran'ı, yine aynı kuruluştan Personel ve Mevzuat Müdürü, Disiplin Kurulu Başkanı Fatih İslam Karaoğlu'nu (aynı zamanda Çayelililer Dernek Yöneticisi) , Çevre ve Orman Bakanlığı Daire Başkanı Ahmet Özyanık'ı(RDF Danışma Kurulu üyesi) ve TSE Teftiş Kurulu Başkanı Aziz Yılmaz'ı gördüm.

Sayın Hayati Yazıcı'ya bağlı kurulun etkinliğinde bu kadar olsun Rizeli'yi görebilmekten memnunluk duyduğumu ifade etmek isterim.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk Tanıtma Fonu gibi kuruluşlardan tek bir Rizeli temsilciye rastlamadım…

Sayın Yazıcı, toplantı çıkışında acele ile Başbakanımızın Diyarbakır Programına yetişmek üzere gitmekte olduğundan, kendisine Federasyonumuzun yazın Rize'de yapacağı uluslar arası etkinlik için yardımını isteyecek bir randevuyu talep etmekte olduğumuzu söyleyebilme fırsatını bulamadım.

Konuyu Federasyon Başkanımız Süleyman Basa'nın girişimine bırakmak zorunda kaldım.

***

Sempozyum'da, Prof.Dr. Kenan Gürsoy ''Etik Olan Nedir?' konusunda, Prof. Dr. İnayet Aydın 'Etik Eğitiminin Uygulamadaki Önemi', Doç. Dr. Semra Aşcıgil 'Etik ve Şirketlerin Sosyal Sorumluluk Yaklaşımı', Doç. Dr. Uğur Ömürgönülşen 'Türk Kamu Yönetiminin Etik Altyapısı' konularında önemli bilgiler sundular.Hatta AB Konseyi yerleşik uzmanı Prof. Dr. Alan Doig de etik üzerine çeşitli inciler saçtı.

Ama Ziya Paşa gibi şunu diyebiliriz ki,

Onlar ki laf ile verirler dünyaya nizamat;

Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde!...

Etik endişelerle bir başka zaman etikten daha kapsamlı bahsetmek niyetindeyim.

Selam ve saygılar sunuyorum.